1. Selamün Aleyküm Kardeşim. İslam Forumu'na Hoşgeldin.
    Tüm özelliklerden yararlanmak için Kayıt Olmalısınız
    Zaten üye iseniz
    Giriş yapınız!

Dertli Gönüllere Arzdır..!

Konusu 'İslamda Yaşam ve İslamda Aile' forumundadır ve İstanbuL tarafından 13 Eylül 2011 başlatılmıştır.

  1. İstanbuL Moderator

    Çevrimdışı
    Mesaj Sayısı:
    519
    Beğenilen Mesajları:
    171
    Ödül Puanı:
    63
    Cinsiyet:
    Bayan
    Kim bu devirde beş vakit namazını tadil-i erkana riayet etmek suretiyle kılar ve haramlardan sakınırsa, işte o kimse Veliyyullah’tır.
    [IMG]

    Dertli Gönüllere Arzdır..!
    Ey Dost… Gönlünün derinliklerinden bir haykırış, yırtarak boğazını da, düğümleniverirse dilinin ucunda, biçare ağlarsın değil mi?
    Ve ey dost… Soruların cevaplara, insanınsa ölene kadar yaşamaya mahkum olduğu bu fani mekanda, her çırpınışta biraz daha batağa saplandığını farkettikçe, çağlar gözlerin şelale misali, akar ötelere doğru değil mi?
    Hayatı bir matematik problemi bilip, çözme gayretindeki kifayetsizliğin verdiği ızdırabla, sinen paramparça bir halde kapanıp seccadenin şefkatli yumuşaklığına ” Medet.. Himmet.. İmdat ” der ve içli içli haykırırsın o nurlu huzura doğru değil mi?
    Ey benim dertli kardeşim, biçare dostum.. Bil ki, seni yaratan, seni, senin bile bilemeyeceğin kadar iyi bilir ve Hazreti Kur’an’da da sana seni bildirir.
    “Dost arar isen, Hazreti ALLAH yeter.” lafzının ince ve derin idrakinde, terket dünyevi telaşlarını, buhranlarını, arzularını.. O’nu tanı.. O’nunla ol… O’nun bildirdiğini yaşa; O sana kafidir.
    O Ehad ki, mekanı yoktur, lakin mü’min kulunun kalbinde ulvi ve muazzam sırlı bir tecelligah kurmuştur Kendi’ne…
    Fikir, sözle nasıl arkadaş ise, sen de kalbine arkadaş et dimağını… Melûl ve zelil duygularından tiksinti ile yüz çevirip, o tecelligahın ahenkli ve tatlı sesine kulak ver… İçinle dinle, içlice dinle… can kuşunu dinle… Aldanmazsın, anlarsın… Bil ki, en kadim dostun, seni, gerçek sana çağırandır senin….
    Ey avlanmaya talib, keklik misali, Hakk yolunun hakkan aşığı… Haysiyet ve şerefin mikyasının sahte mihenklerle değiştirilmeye çalışıldığı şu anımızda bize, bizden daha yakının şiddet ve şefkatle, tavsiye ve hatta emr buyurduğu muazzez ve muazzam bir ölçü anlayışına kucak aç… Şeref bul, safa bul…
    Bil ki, bu yüce mananın kalplere hakimiyetinin yegane yolu ” tüm huzuru engelleyen beşeri sıfat ve gayretlerden sıyrılmaktan ” geçer….
    Bu iş tek başına, yapayalnız zordur, olmaz. Ara bul erbabını… Gönül tabibini… Aşk otağının mihmandarını… Ruh kafesinin anahtarını kaybeden sen, çilingire muhtaçsın.
    En edna bir bilgisayarı dahi alırken seksen kişiye danışmadan almazken, ukbanın sırlarına talib olduğunu söylerken, nasıl olur da bu yolun yolcularının refikliğinden kendini müstağni kılarsın. İki kıyıyı birbirine bağlayan köprüye rağmen, suya atlayanlar ya boğulurlar ya da sırılsıklam bir halde kıyıya vardıklarında, yorgunluktan bitab düşerek ötelere varmaya mecal bulamazlar. Gel köprüye, bin dalgaların ancak kavi ayaklarına ulaştığı, hiç bir zarar veremediği kurtuluş bineğine, havalan zeminden ötelere, taa ötelere, daha ötelere… Buraların kokusu senin burnunu yakmış, ötenin kokusunu hissetmez olmuşsun, ciğerini sarmış, dimağını halkalamış, görmüyorsun görmemeni, bilmiyorsun bilmediğini…
    Üstün şuur ve ihlas sahiblerinin ki onlar eren sıfatını layıkıyla hazmedebilmiş, edeb ve lütûftan alabildiğine nasiblenmiş, İlahi gaye için Rasulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem ve Ashabının yoluyla yol gösterenlerdir tasarrufatında, onların bildirdiklerince amel et ve aman ha, sabit kal orada.. Zira istikametin samimiyetincedir; bu sünnetullahtır bu alemde…. Samimiyetinse muhabbetinin eseridir….
    Ey hayali gözümün nûru kardeşim, merhaba sana… ” Dert ne keder bana, bilmem daha nimet.” deyicilerin sırlarına taliblik iddiasındaki sen, bil ki yol başlangıcı zahmetlidir, narin ve cılız bünyen o taşlı patikada yıpranır, harab olduğunu zannedersin kendince… ama ayağına batan her bir diken bir günahına kefarettir itikadıyla yılma, daima istikamet üzere rehberinin nezaretinde, ondan güç alarak ve hatta yolun dar ve karanlıklarında, onun kucağında, istikamet üzere takip et yolu ve ötelerin ötesini şiddetli bir arzuyla temenni et.. Sebatın ve sabrın, sabahının doğmasına vesile olacaktır inşaallah…
    Kederin neş’en olsun, ferahlatsın içini, artırsın sevgini… Zira bil ki; Mü’mine uğrayan her bela onu ancak olgunlaştırır ve imanını kavi kılar; haricinde bir şey değildir ki bela ondan sitem edesin… “Kadere inanan kederden emin olur.” Kaderin dert pervanesinden çıkan yakıcı elem, içindeki alevle akl-ı selim bir halde birleşirse sana ab olur, ferahlık verir, serinlersin; aksi halde birleşme olmazsa için de dışın da yanar, harab olursun….
    Ey sabır ve metanet ehli olmaya azimli, feraset iştiyaklı kardeşim… Bırak bırak ki, menfaatperestlerin dünyasını, Hakperest aşıkların tevhid eğlencesine ortak olasın. Yık ki tabularını, tabutundan çıkasın ve seyreyleyesin arz-ı endamıyla o koskoca kainatı… İşte o zaman görürsün bir üçüncü gözle O’nu, O’ndan bir hediye ile sırrın sırrında ve hatta fevkinde fenadan da fena ve daha fena bir hal ile…
    Bunca sözün hülasası… Ey Mevlana’ca ağlayan, Yunus’ça söyleyen, Gazali’ce arayan, Rabbani’ce zikreden, Akşemseddin’ce gören, Yavuz’ca kükreyen, Necib Fazıl’ca düşünen neslin perişan gönüllü dertli evladı… Bil ki, en büyük saadet bilfiil namazıyla, orucuyla, zekatıyla, haccıyla ve hepsini sarıveren Kelimetillahi Hiyel’ulya davası ile bu din-i mübini fiilen yaşamaktır. Sana müjdemiz olsun, büyüklerimizin ağzından: ” Kim bu devirde beş vakit namazını tadil-i erkana riayet etmek suretiyle kılar ve haramlardan sakınırsa, işte o kimse Veliyyullah’tır. ”
    Gel dostun bahçesine, gönül hoşluğu ile, can ızdırabının nihayeti için, nebatat ve hayvanatın yaptığını sen sana hediye idrakinle şuurla, yürekle, azimle, candan yap… Zikret… O zikirde de fikret… İnşaALLAH bu varacağın hal üzere seni sen yapmağa ve hatta seni aşmağa yetecek bir sırr-ı latif’e kavuşacaksın. Amma Teslimiyet, Muhabbet ve İhlas şartı ile…
    Safa istiyoruz ey Gönül Avcısı, Safana talibiz Gönül Işığı, Safana geldik Efendimiz…

    Sizi umdum, açtım kalbimi derinliğinize,
    Size geldim, daldım alevden serinliğinize
    Muhib oldum, canım bildim, içten gördüm efendim;
    Seve durdum, safa buldum, aşkı ördüm, ser verdim…

    İsmail Arslan

Sayfayı Paylaş

Konuyu Görüntüleyenler (0 Üye, 0 Misafir)

Bulunduğunuz Sayfa Bu Kelimeler Aranarak Bulundu:

  1. dertli kişye islami